Her yerde mi böyle yoksa Dubai’de mi zaman hızla akıp gidiyor? Havalar soğuk derken bugünlerde denize gitmeye başladık. Bir yandan da yavaş yavaş yaz tatili hazırlıkları yapıyoruz. Günler hızla akıp gidiyor, tadını çıkarmak lazım.
Geçen haftalarda güzel memleketimizdeydim, tatsız olayları anlatmayacağım, onları nasıl olsa gazetelerden takip edebiliyoruz. Size güzelliklerimizi anlatmak, hatırlatmak istiyorum.
İstanbul... güneşli, kimi zaman hafif yağmurlu, güneş olduğunda içinizi ısıtan, olmadığında kemiklerinize kadar soğuğu işleten klasik Mart havasındaydı. Bahar gelmek üzereydi, her tarafı bahar dalları pembesi beyazı ile süslüyordu. Erguvanlar açmamıştı henüz Boğaz o güzelim mora boyanmamıştı.
Boğaziçi pusuyla, ışıltısıyla, zaman zaman hırçın dalgalarıyla ona aşık olanlara ‘Hoşgeldin’ diyordu. Bebek kahve aynı bıraktığımız gibiydi, tanışmasak da aşina olduğumuz yüzler, kediler, köpekler ve ait olduğumuz geçmiş... tabii ki bunları düşünürken kendime bir büyük ada (büyük bardakta adaçayı) söyledim. Avrupa yakasından Asya’ya geçerken gülümsedim, yolların kenarlarına papatyalar sahip çıkmıştı. Bahar geldi diye bağırıp, trafik karmaşasının içinde kafasını kaldırıp kendilerini görebilecek şanslı birilerini arıyorlardı.
Bodrum’a gitmem gerekti, her taraf yemyeşildi. Yazın kuraklığında hatırladığım o güzel kasaba, yağmurun bereketi ile yeşillenmiş, daha da güzelleşmişti. Yaz için gelecek misafirlerine hazırlık yapıyordu. Hepinize selam söyledi.
Dubai’ye dönüş de çok keyifliydi, bir gün önce üzerimizde pardesüler varken, ertesi gün üzerimizde mayolar denize koşuyorduk. Bugünlerde Dubai’nin tadını çıkarmak lazım, hafta sonu çantanıza güneş kreminizi, sandöviçlerinizi, içeceklerinizi koyun, atın kendinizi plajlara. Çocuklar kumda, denizde oynarken siz de onları seyredip, ne kadar şanslı olduğumuzu tekrar hatırlayın.
Hem harika güzellikleri olan bir memleketimiz hem de rahatça yaşadığımız ve özellikle çocuklarımızın mutlu olduğu, bir sürü aktiviteye katılabildiği bir gurbet evimiz var.