Canım Kardeşlerim,
Şu hayat oyunundaki kişisel gelişimimi mehter takımının gidişine benzetiyorum: Gün oluyor, oyunu ben yazmışım gibi herşey berrak ve kolay görünüyor. Gün oluyor emin olduğumu sandığım temel kavramdan bile şüpheye düşüyorum. Her oyun gibi, hayat oyununda da kendimi rolüme kaptırıyorum bazen. Böyle olunca daha bir keyif alıyorum oynamaktan. Bir oyun oynadığımı unutuyorum ve oyunu gerçek sanıyorum. Rolümü ve bunun getirdiği herşeyi sahipleniyorum.
Kendimi rolüme kaptırınca ezbere sözler daha kolay geliyor aklıma. Onları söylerken doğru olup olmadıklarını, beğenilip beğenilmediğimi sorgulamıyorum. Kendim için seçtiğim maskeme yakıştığı sürece, onları söylemeye devam ediyorum. Rolümün gereği söylendi deyip işin içinden sıyrılıyorum. Kendimi oynarken seyretmekten çıkıp, oyuncumu ve seyircimi birleştiriyorum. Oyunun içinde adeta akıyorum. Kendi kendime “İşte!” diyorum. “Artık oyunu iyi oynadığımı biliyorum.”
Tam böyle düşünmeye başladığım an bir haller oluyor bana ve oyuna. Tam oyunun sırrını keşfettiğimden ve rolümü iyi oynadığımdan emin olmuşken, birden birşey bunun aksini hissettiriyor. İçimden bir ses çok fazla sahiplenme bu rolü diyor. Bakarsın, bambaşka bir rol gelir bir sonraki sezonda. O zaman ne hissedersin, bu sahiplendiğin sözlerin tam aksini söylemek zorunda kalınca? İşte o an birbirinden ayrılıyor oyuncum ve seyircim. Eskisi gibi kolay olmuyor sözleri hatırlamak, oyunda akmak. Yeniden oyunumu ve rolümü sorguluyorum.
Sahne almışız ya bir kere, ille de iyi oynayacağız bu oyunu. Kah yalnız hissedeceğiz, kah seyirci ile birlikte. Kah keyif alacağız, kah iyi oynayacağız. Hem rolümüzü gerçekçi oynayacağız, hem de bunun sadece bir oyun olduğunu unutmayacağız. Bir kendimizden emin, bir süpheye düşerek her gün sahneye çıkacağız. İkilemlerimiz arasında içten içe sorup duracağız hep, “Bu ne oyunu?” Cevabı arayıp duracağız bulmak umidi ile. Ve oyunun son perdesinde eski bir oyuncunun verdiği cevap ile belki bir süreliğine rahatlayacağız hepbirlikte. "Hakikati arayanlara inanın. Onu bulanlara şüphe ile bakın." Andre Gide
Hayat oyunu bu ya, oyun içinde oyun. Gel de çık içinden çıkabilirsen bunun!
Sevgi ile,
Pınar