Ben de dikkat ediyorum eğer yazan kişiyi tanıyorsam mektubunu onun ağzından sesinden dinlemek
benim için çok kolay oluyor. Mesela Can Dündar’ın yazılarını hep onun sesi ile
okurum ben, sanki televizyonda programını sunuyormuş gibi gelir bana. Nasıl mı? Yani mesela bir mektup
bir not veya daha günceli bir email okuyorum değil mi ben yazan kişinin sesiyle okuyorum, kendi kulağımda
onun sesi var, gözlerim okuyor ama. Sonra evlerini yani nerede yaşadıklarını bilirsem de mektubun
sahibini o evde o masada yerleştiriyorum kafamda. Sanki karşılıklı sohbet ediyormuşuz gibi oluyor.
Diyeceksiniz gurbetteyken ikinci bir gurbete gitmek dokundu bu kıza. Yok yok ben iyiyim. Sadece sizlerin yazılarınızı
okurken sizleri de görmüş oluyorum ve de çok seviniyorum demeye çalışıyorum. Hem
belki size de oluyordur, ya da belki sizde denersiniz belki benim gibi sizi de mutlu eder.
Hani derler ya telefonda
gülümseyin karşınızda ki ses tonunuzdan anlayacaktır diye, işte ben maillerimi okurken
bile gülümsüyorum, hatta msn de sohbet ederken bile....