|
Orada yaşayan bir
insan varsa Uganda’ya da giderim!
Bu röportaj bize Dubai THY’nin başında olan ve adı THY ile özdeşleşmiş Lale
Kaplan’ı ve onun Dubai macerasına başlayışı ile bugünü arasındaki hikayeyi
anlatacak. Türklerin yeni bir yaşam tarzı olarak gördükleri expat yaşamda aramızda olanlar,
yaşadıkları, öğrendikleri, deneyimleri. Hem Dünya’daki başarılı Türkleri
tanımamız hem de tecrübelerinden yararlanmamız için.
Dilek
Ongan
- Nasıl geldiniz Dubai’ye?
- Ben
aslında 18 yıl THY’da hukuk müşaviri olarak çalıştım. Uluslararası işlere
bakan, çok yoğun tempoda çalışan ve sürekli seyahatle geçen bir hayatım vardı.
Kızımın benim sıram ne zaman gelecek isyanları üzerine istifa kararı verdim. Ama Genel
Müdür’e gittiğimde ‘Seni yurtdışına gönderelim, daha çok çocuğunla
ilgilenebileceğin sakin bir iş hayatın olsun’ dedi. Bunun üzerine neresi olabilir diye araştırmaya
başladım. Eşim de inşaat sektöründe olduğundan, Dünya’da en çok inşaat
da Dubai’de olduğundan tam yeri diye düşündüm.
- Yöneticileriniz de peki diyip sizi gönderdiler, öyle mi?
- Yok hiç öyle olmadı, epey direndiler. Tabii
dışardan bakınca burası sonuçta bir Arap ülkesi. Biz içinde yaşarken klasik bir
Arap ülkesi olmadığının farkındayız ama doğal olarak yöneticilerim Ortadoğu
resminin içinde kadın bir yöneticinin nasıl duracağı konusunda endişe duydular. Nasıl
gideceksiniz, orada hanım olarak ne yapacaksınız dediler ama sonunda ikna oldular. 3 sene önce 29 Kasım’da
elimizde bavullarımızla ailece Dubai’ye geldik.
- Eşiniz
sizin kariyerinizin peşinden gelmeye nasıl ikna oldu peki? Hiç nerden çıktı, neden gidiyoruz
demedi mi?
- Demedi çünkü beraber karar verdik. Birincisi Türkiye’deki eğitim sistemine isyan etmeye
başlamıştık, kızımızın Anadolu Lisesi’ne hazırlık aşamasında
yaşadıkları, o sınav stresi bizi çok üzmüştü, bir de aynı stresi üniversite
eğitimi için yaşamasını istemedik. İkincisi, o dönem Türkiye’de ekonomik açıdan
bir dar boğaz vardı, inşaat sektöründe de çok büyük durgunluk yaşanıyordu.
Eşime senin için de bir alternatif olur, Türkiye’deki şirketi durduralım, burada da birşeyler
yapabilirsin, en azından maaşlı bir yerde çalışırsın ailece beraber oluruz diye
önerdim, ona da cazip geldi.
- Geldiniz ve yeni bir hayat başladı,
nasıldı ilk günler?
- İlk 15 günümüz otelde geçti, kızım hergün biz buraya niye
geldik diye ağladı. Kimseyi tanımıyoruz, o zaman şimdiki gibi Sultans of Dubai gibi bir yardımlaşma
yeri de yok, gerçekten herkes böyle bir grubun varlığının kıymetini bilmeli, bakıyorum
düdüklü tencere nereden alınırdan, mısır çorbası nasıl yapılıra
kadar herkes herşeyi öğrenebiliyor, bu büyük bir şans. Bizim şansımızsa THY’dan
tanıdığımız Emel Barakat Abu Dhabi’de yaşıyordu, bir de Sharjah’da yaşayan
Dilek hanım bize çok yardımcı oldular. Bizim için o günlerin yol göstericisi oldu o
tanıdıklarımız, hiç bir zaman unutulmaz yaptıkları dostluklar. Sonra apartmanımıza taşındık,
kanapelerimiz geldi başka eşyamız yok, perdemiz yok Carrefour’dan 3 tane polar battaniye aldık salonda
oturuyoruz. 15 gün otelde yemek yemekten içimiz kurumuş, ben dedim ki ben yan komşuya gidicem, bir tava
3 tabak alıcam yemek yapıcam. Eşim sen Türkiye ile karıştırdın burası Dubai öyle
gidip komşudan tencere-tava alınmaz dedi. Bir deneyelim bakalım dedim ne olacak. Gerçekten yan komşunun
kapısını çaldım, ben yeni taşınan komşunuz Lale, yeni taşındık hiçbir
şeyimiz yok, 1 tava 3 tabak 3 çatal rica edebilirmiyim dedim. Önce çok şaşırdılar,
sonra tabii dediler, bu arada nerdensiniz? Türkiye’den diyince İranlılarmış akrabadan öte,
tencerenin yanında evde yapılmış çörek, börek de onlardan takviye geldi bende evde ilk
omletimizi yaptım. Şimdi neredeyse beraber yaşıyoruz.
- Sizin için
ilk günlerdeki en büyük zorluk neydi?
- Kızımıza okul bulmak! Hangisi olacak, ne yapacağız derken
Emel hanım Cheuffiat’ı tavsiye edince hemen gittik ama yer yok, Sharjah’daki okula bakın dediler,
o arada burada uzun yıllardır yaşayan Dilek hanım devreye girdi ve Elif Cheuffiat’a başladı.
Başta biraz zorlandı tabii, en önemlisi Fransızca bilmiyordu başladığında ama bir
müddet sonra sisteme adapte oldu ve hala çok iyi bir şekilde devam ediyor.
- Geldiniz yerleştiniz, kıza okul bulundu, peki ya sizin iş hayatınız,
neler hissettiniz, korktunuz mu?
- Çok korktum! Dubai’yi seçerken korkmadım da hukukçu olmak başka
birşey, işin ticari yönüne geçmek bambaşka birşey. Ben 10 küsur sene hukukçu
olarak çok önemli işlerin altına imza attım, büyük maddi ve manevi yükler aldım.
Buraya gelmeden önce de ticari açıdan yapmam gerekenlerle ilgili tüm eğitimleri almıştım,
ama bu masaya oturduğum ilk 10 gün ‘Aman Allahım ben ne yaptım, ne kadar büyük
bir sorumluluk altına girmişim’ dedim. Paniğe kapıldım, ne yaparım, nasıl yaparım
dedim sonra herşeyin bir başlangıcı vardır, bir yerinden başlamam lazım dedim ve başladım,
tabii eşimin çok desteğini gördüm, doğrusu hepimiz birbirimize destek olduk. Şimdi 3 senedir buradayız,
kızımız okulunda iyi gidiyor, ben şu anda THY’nin Dubai ve Sri Lanka ofislerinden sorumluyum ama
eşim maalesef bu ülkenin çalışma koşullarını beğenmedi ve İst’a
geri döndü.
- Dubai’de
yaşamanın artıları ve eksileri neler sizin için?
- Ben 1 sene AFS ile Amerika’da okudum ve bunun hayatımda
çok şeyi değiştirdiğine inanıyorum. Uluslararası bir kültür edinmenin, değişik
insanlarla ilişki içinde olmanın birçok avantajı olduğuna inanıyorum. Bu avantajı
benim kızımda yaşayabilsin istedim, burada yaşamanın onun için de bulunmaz bir fırsat
olacağına inandim, bu kadar renkli, anonim bir kültür içinde hiçbirşey kazanmasa o
kültürü kazanması, onun hayatı için, ayaklarını yere sağlam basması için
yeterli olacaktır. Tabii ki ailemi çok özlüyorum
buranın en büyük eksisi bu benim için, burada yalnızız ve yalnızlığın
sıkıntısını çekiyorum. Ona rağmen hem çocuğumun geleceği için
hem de kendime kattıkları için doğru bir karar verdiğime inanıyorum. Eskiden de ayağımı
yere sağlam basardım ama şimdi yıkılmayacak kadar sağlam bastığıma inaniyorum.
- Sizin THY maceranız nasıl başladı? Hep hayalinizde pilot veya hostes olmak mı vardı?
- Hayır böyle bir hayalim yoktu. Ben hukuk fakültesi
mezunuyum, mezun olmadan 2 sene önce gazetede bir ilan gördüm Suudi Havayolları hostes arıyor. Çok
cazip bir şey hem para kazanıcam, hem Dünya’yı dolaşıcam, merkez Cidde’de ama fakültenin
sınavlarına yazın girerim extern öğrenci olurum diye düşünüyorum. Ayrıca
havacı olmak çok havalı birşey, geldim hosteslik sınavına girdim, başarılı
da oldum, sağlık raporunuzu alın gelin training başlayacak dediler. Dışarı çıktım
sekreter hanım evraklarımı hazırlarken dedi ki üniversitenin sonuna yaklaşmışsın
sen bu işe başlayınca okulu bitirmezsin sana söz veriyorum bu evrakların hepsini ben senin için
muhafaza edeceğim, mezun olduğun gün hala hostes olmak istiyorsan o zaman gel o zaman ol. Biliyorum şimdi
cazip geliyor ama benim kardeşimde öyle yapti filan diye bana 1-2 örnek anlattı, beni vazgeçirdi.
Ben tekrar bavulumu alıp İzmir’e döndüm. Aradan
yıllar geçti, evlendim Ist’a geldim, sonra gazetede THY avukat arıyor ilanını görünce
onların sınavına girdim ve böylece benim THY macerası başlamış oldu. Hep onu derim
hostes olamadım ama bir hostes kadar çok uçtum.
- Ama demek ki seviyormuşsunuz uçmayı
- Uçmaktan ziyade yeni yerler görmeyi ve yeni
insanlar tanımayı seviyorum. Bir yerde sabit durmak bana göre birşey değil hareketli olmalı,
temposu yüksek olmalı bu anlamda THY iyi bir mekan, eğitim açısından da öyle. THY hava
hukuku konusunda bizleri expert seviyesine getirinceye kadar eğitti, ondan sonra THY içinde belli yerlere geldik.
Ama bir yerden sonra seyahatler fazla gelmeye başladı 10 gün diye çıkıyordum evden 1,5 ay
sonra dönebiliyordum. Biz Dış İşleri Bakanlığı’na da danışmanlık
yaptığımız için Dünya’nın neresinde havacılıkla ilgili bir toplantı
varsa bizden biri görevlendirilirdi. Bir de bu THY’li olmak öyle birşey ki, virüs gibi demeyeceğim
çünkü kötü birşey gibi oluyor ama kanınıza girince çıkaramadığınız
birşey, hani derler ya sahne tozu gibi. THY tozu yutan da biraz zor ayrılıyor, ben hayatımdan çok
şey verdiğime inanıyorum. Bir evlat dünyaya getirdim ama ikincisini getiremediğim için 1.çocuğumun
adı Elif, 2. çocuğumun adı THY şekline dönüştü. Onun için toz konduramıyorum
ve 20 senedir keyifle çalışıyorum.
- THY’da son yıllarda çok değişiklikler oldu ama son olarak en çok konuşulanlar;
THY şekil mi değiştiriyor, daha dinci bir kalıba mı giriyor, neden bu kadar çok erkek hostes
alınıyor. Siz nasıl görüyorsunuz?
- Ben hep şunu söylüyorum, THY devletin kurumu olduğu müddetçe
ve iktidar her değiştiğinde o iktidarın ilk oynamak istediği yer olmuştur. Ben bu yönetim
içinde istediğim her şeyi söyleyebiliyor ve her sıkıntımı paylaşabiliyorum.
Tabii ki bir takım olumsuz olaylar yaşandı, yaşanıyor ama kız hostes alınmıyor, erkek
alınıyor diye bir durum yok. Kadrolarda ilk başlarda yapılan emekliliği gelmiş personeli aynı
anda emekli etmeleri sonucu iyi yetişmiş bir kadro şirketten ayrılmış oldu ama bu hatayı
da çok çabuk farkedip aynı hatayı yapmadılar. Dediğim gibi ben bu yönetimde her istediğimi
söyleyebileceğime inanıyorum çünkü rahatlıkla gidip konuşabiliyorum bu da çok
önemli birşey.
- Bu işin sizin için avantajları neler?
- Hiçbir zaman Yemen’e gitmeyi düşünmezdim
herhalde ama Yemen’de akrabadan öte arkadaşlarım oldu. Başka bir kültürü derinlemesine
yaşama şansı elde ettim. Sri Lanka içinde aynı korku vardı içimde ama gittiğimde
Dünya’nın en güler yüzlü insanları ile tanıştım. Oysa ben Tamil gerillaları
tarafından kaçırılmayı bekliyordum!Sonuçta
tabii ki zorluklar oluyor ama başka kültürler, başka insanlar tanıyorsunuz ve ben bunu en büyük
kazanımlarım olarak görüyorum.
- THY/Dubai’nin
başındaki kadın müdür Lale Kaplan olmak çok zor oldu mu?
- Havacılık sektörü erkekler dünyası
bir sektördür, ilk geldiğim zaman tek bayan müdür bendim. Havayolları Birliği’nde
diğer şirketlerle birlikte yaptığımız toplantılar 50 erkek 1 bayan şeklinde gerçekleşirdi.
Ben bunun hep avantajını gördüm ama ben hep THY’nin müdürü kardeşleri Lale olarak
işin içine girdim. Hepsi çok candan ve samimi yanımda yer aldılar. İş ilişkilerinin yanı sıra iş açısındansa, ben Dubai’ye
geldiğimde sadece Dubai’nin müdürü olacağım sanıyordum ama sonra ülkelerim çoğalmaya
başladı, bir anda Bahreyn, Oman, Katar, Yemen ve Sri Lanka’nın da aralarında olduğu 7 ülkenin
yöneticisi olarak buldum kendimi. Sonra bu ofisler offline’dan online ofis konumuna geçtiler. Birden bire
6 tane uçağı uçan ofisin başında tek bayan oldum. Tabii bunun dezavantajı ben yine
seyahat eder, kızımı yalnız bırakır oldum. Ama 15 Eylül’den beri 4 ofisi diğer
arkadaşlarıma devrettim şimdi sadece Dubai ve Sri Lanka’ya bakıyorum.Bu arada da üst yönetimdeki arkadaşlara beni bir Dubai’ye göndermeye korkarken
6 tane Arap ülkesine gönderdiniz farkında mısınız? dedim, Evet çok iyi gidiyor, daha
da gidebilirsin dediler. Sonuçta anladım ki, Dünya’yı siz istediğiniz gibi kurabiliyor, istediğiniz
gibi yönlendirebiliyorsunuz sadece çok cesur olmak gerekiyormuş. Yemen gibi ülkelere filan gidip de
oralarda THY’nin ilk uçuşu için hazırlık yap, alt yapıyı kur, devletten iznini
al, ilk uçağı yere indir, misafirler gelsin bölümünü yaşayınca, günün
sonunda evet dedim ben çok cesurum!
- Siz kariyerinin
peşinden giden bir kadınsınız peki kariyerini bırakıp eşinin peşinden expat hayata
Dubai’den başlayacak Türk hanımlarına önerileriniz neler?
- Dubai’de en önemli konu eşlerin çok
seyahat etmesi ama yapacak da çok şey var bana sorarsanız. Spor kulüplerine üye olmak, Arapça
gibi yeni bir dil öğrenmek yapılacak şeylerin başında geliyor. Çalışma hayatı
bana çok parlak gelmiyor çünkü 3 sene önceye göre gelen insan sayısında da artış
var, 5-6 bin dirheme çalışacak Hintli, Pakistanlı varken kimse daha çok para verip daha kaliteli
eleman almak istemiyor. Tabii genel olarak konuşuyorum ama ben eğer ihtiyacım yoksa 5-6 bin dirheme çalışmak
yerine çocuğumla evde kalmayı tercih ederim. Burası çocuklar ve çocuk yapmayı düşünenler
için bir cennet. En önemli konu ortak karar vermek, eğer çift olarak karar verdiyseniz ondan sonrası
daha kolay.Birde burada yaşayan
Türk hanımların daha aktif olması gerektiğine inanıyorum sadece kendimizle değil lokal
nüfusla harmonize olmamız gerektiğini düşünüyorum. Hepimiz birer elçiyiz hepimizin
üstüne Türkiye adına düşen görevler olduğuna inanıyorum. Ben işim gereği
birçok toplantıya katılıyorum, Arjantinli, Latin, Lübnanlı hanımlar kendi ülkelerini
promote etmeye yönelik turizm alanında veya iş alanında çeşitli platformlar yaratıyorlar.
Bizim ülkemizin promote edilebilecek o kadar çok şeyi var ki.
Ben mesela 29 Ekim’lerde çok üzülüyorum istiyorum
ki, Cumhuriyet Balosu olsun tuvaletlerimizi giyelim gidelim, dans edelim. Ama herşeyi de devletten beklememek lazım,
ben hayattaki en önemli şeyin sivil toplum örgütlenmesi olduğuna inanıyorum, bir balo organize
etsek paramızı verip gitsek diyorum. Bu hem Türkiye için, hem de bizim için önemli.
|