Nerede olursam olayım, işimi yaparım ya da yapacak birşey bulurum.
Oytun Camcıgil farklı bir kadın. Hayata pozitif yönden bakmayı öğrenmiş, tecrübesini olumludan yana kullanmayı tercih etmiş. Bu röportajı okuduğunuzda şu anda yaşadığımız Dubai hayatının eskisinden ne kadar farklı olduğunu ve bazı yönlerden çok şanslı olduğumuzu hissedeceksiniz.
Kadınlar hayatın her alanında olduğu gibi expat hayatta da çok önemli bir yere sahip. Her akıllı yöneticinin de bildiği gibi evde huzur yoksa, işte de verim yok. 19 yaşından beri Dünya'nın 4 bir yanında ailesini bir arada tutmayı başarmış ve hiçbir zorluk karşısında pes etmemiş bir genç kadın Derya Lount.
Biz 8 ülke ve 14 şehirden edindiği tecrübeleri ile ilgili keyifli bir sohbet yaptık. Umarım siz de keyif alırsınız.
Dilek Ongan
8 ülke, 14 şehir ve 13 yıl diyince insan karşısında yaşı daha büyük birini bekliyor. Siz kaç yaşında başladınız expat yaşama?
Biraz erken 19 yaşında.Lisede turizm otelcilik okurken, stajlarımı da Hilton Grubu’nda yapıyordum. O sırada Martin’de Hilton Grubu’nun en genç aşçıbaşısı seçilmişti. Başlarda pek anlaşamazdık ama sonra dikkatimi çekmeyi başardı. Böylece ilişkimiz başladı.
Expat yaşam Türkiye’de yeni alışmakta olduğumuz bir yaşam biçimi; Müge Saygı için ise 20 yıldır yaşam şekli. Dünyanın ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinde eşinin çalıştığı şirket dolayısı ile yaşamışlar. Bazı yerde 1 sene, bazı yerde 4 sene kalmışlar. İran’da, Diyarbakir’da ya da Paris’te yaşamak ve her an gitmeye hazır olmak, bu arada 2 pırıl pırıl kız yetiştirmek, kendi işini yaratmak ve onda da cok başarılı olmak…
Biz bu röportajı onların Paris’e gitmeye hazırlandıkları sırada yaptık.1990’ların başında yani daha bir çoğumuzun aklında Dubai yokken, Dubai’ye expat olarak gelen, sonra başka ülkelere gidip tekrar 3 yıl önce buraya dönen Müge Saygı’dan Dubai’yi dinliyoruz.
Dilek Ongan
Bize biraz Dubai’ye ilk geldiğin zamanları anlatabilir misin? Şehir nasıldı? Türk arkadaşın var mıydı? O zamanlar neler yapıyordunuz burada?
Dubai o günlerde kasaba gibiydi, herkesin birbirini tanıdığı, herkesin aynı yerlere gittiği küçük bir yerdi. Zaten o zaman ki Dubai, Bur Dubai ile sınırlıydı, Jumeirah filan yoktu. Mesela Al Ghurarir tek alışveriş merkeziydi, belki bir çoğunuz böyle bir alışveris merkezi olduğunu bile bilmiyorsunuz. Bizim ilk gelişimizde daha çocuklar yoktu ve ben çalışıyordum, çalışmasam çok daha zor olurdu herhalde.
Orada yaşayan bir insan varsa Uganda’ya da giderim!
Bu röportaj bize Dubai THY’nin başında olan ve adı THY ile özdeşleşmiş Lale Kaplan’ı ve onun Dubai macerasına başlayışı ile bugünü arasındaki hikayeyi anlatacak. Türklerin yeni bir yaşam tarzı olarak gördükleri expat yaşamda aramızda olanlar, yaşadıkları, öğrendikleri, deneyimleri. Hem Dünya’daki başarılı Türkleri tanımamız hem de tecrübelerinden yararlanmamız için.
Dilek Ongan
Dubai'ye nasıl geldiniz?
Ben aslında 18 yıl THY’da hukuk müşaviri olarak çalıştım. Uluslararası işlere bakan, çok yoğun tempoda çalışan ve sürekli seyahatle geçen bir hayatım vardı. Kızımın benim sıram ne zaman gelecek isyanları üzerine istifa kararı verdim. Ama Genel Müdür’e gittiğimde ‘Seni yurtdışına gönderelim, daha çok çocuğunla ilgilenebileceğin sakin bir iş hayatın olsun’ dedi. Bunun üzerine neresi olabilir diye araştırmaya başladım. Eşim de inşaat sektöründe olduğundan, Dünya’da en çok inşaat da Dubai’de olduğundan tam yeri diye düşündüm.
Expat hayata başlamış olanlar için en güzel sonuç, yolculuğun sonunda varmak istediğiniz yerde inebilmek. Bu kimimiz için tekneyle Dünya turu, kimimiz için sevdiği ülkenin, sevdiği bir köşesine yerleşmek demek.
Güler ve Kürşat Koçdağ için ise, Antalya’daki çiftlik evlerine yerleşip, hayatlarına doğayla başbaşa ama hayattan kopmadan devam etmek. En önemli ayrıntı ise, onların bu hayallerinin gerçekleşiyor olması.
Bu röportaj bir çiftin, aşk, sevgi, saygı ve el ele ileriye bakmalarının öyküsü bana sorarsanız. Onlarla konuşurken birbirlerine duydukları inancı ve sevgiyi hissetmemek imkansızdı. Gitmeye hazırlandıkları yoğun günlerde bana vakit ayırdıkları için ikisine de tekrar çok teşekkür ediyorum.
Dilek Ongan
Expat hayatınız nasıl başladı ?
Her şey Ankara’dan çıkışımızla başladı, İzmir’e gittik. Oradan İstanbul ve sonra 5 aylık bir İsviçre süreci. 1996’ya kadar Türkiye’deydik ama ben 92’den itibaren artık yurtdışına çıkmamız lazım demeye başlamıştım.