Tarihler 21 Kasım 2006 saatler akşam 7’yi gösterirken Bur Dubai’de bir grup kadın Bastakiya Cafe’yi aramaktadır. Şehrin çeşitli mahalleleri yani Dubai deyişiyle compundlarından çıkmışlar ve de ilk ‘Kitap Gecesi’ne yetişmeye çalışıyorlar. Paparazzimiz Tuğba’nın da dediği gibi yol boyunca çene yapmaktan adresin aslında bilinmediği bile farkedilmiyor. Bu arama ve bulma çalışmalarıni yaparken Mirdif grubunu ‘Kitap Gecesi’ yerine bir Kore Gecesi’ne kaptırma riski ile karşı karşıya kalıyoruz. Neyse ki son anda Yonca aranılıyor ve de mavi kapılı diye aranılan Bastakiya Cafe’nin aslında mavi olmayan giriş kapısına ulaşılıyor ve artık diğer yol boyunca en az bir kez kaybolmuş 11 katılımcı ile beraber içerdeler.
Kapı önünde kısa bir tanışma ve bir süre nasıl kaybolduk ama sohbetinden sonra kapı aralanıyor ve Bur Dubai’nin o Asya kökenli kalabalığından oldukça uzakta Dubai’nin en entellektüel cafelerinden birine giriyoruz. Açıkçası böyle şirin bir mekan ummuyorduk. Sağda solda deve ya da devekuşu resimleri, boyalı çanak çömlekler oldukça hoş bir tasarımla mekan içindeki atölyelere serpiştirilmişler... ;
İlk önce bize mekanı tanıtıyorlar. Bu cafédeki odaları seminer ve toplantı amaçlı kiralayabileceğimizi öğreniyoruz. Hatta bayanlara yönelik Arapça dersleri bile var. Bizi toplantımızı yapacağımız terasa alıyorlar ki orası ayrı bir güzel. Teras katında hani bizim şark köşesi dediğimiz şekilde yerleştirimiş minderler, halılar var. Köşede hoş kokulu tütsüler tatlı Kasım rüzgarında salınıyor. En güzeli bizden başka kimsecikler yok, fonda Hande’nin şiir cd sini dinliyoruz.. Başka kimsenin gelmeyeceğine karar verebilmek için beklenen bir ekstra 10 dakikadan sonra bir heves kitaplara geçiyoruz.
Bu ilk kitap gecesinin belirlenmiş tek bir kitabı yok. Genel olarak son zamanların sansasyonel yazarları Orhan Pamuk ve Elif Şafak, ilginç tezi ile ortalığı karıştıran kitap ‘Efendi’ ve benim ısrarım ile Malcolm Gladwell’in ‘Tipping Point’ adlı kitabını tartışıyoruz. Elif Safak'ın ‘Baba ve Piç’ adlı kitabını konuşuyoruz, Orhan Pamuk’un ‘Kar’ adlı kitabının yanında. Her iki yazarın da kitaplarının pazarlanmasında izlenilen yola sinirlenmişiz. Ortak karar Orhan Pamuk’u çokta anlayamadığımız yönünde. Ama yiğidi öldürüp hakkını vermemezlik etmedik ve Elif Şafak’ın yazı, hikaye ve karakter oluşumunu harika yaptığını oy birliğiyle onayladık.
‘Efendi’ adlı kitap gündeme kahramanların ‘Dönme’ diye adlandırılması ile girdi. Bu benim şahsi kanaatim ama neden böyle bir kitap yazıldığını çokta anlayamadım zaten, başlayıpta bitiremediğim ender kitaplardandır kendisi. Mine (Yeni Gelin) üzerinde çalışıyordu bitirdiyse bize anlatacaktır diye umuyorum. Benim sevgili kitabım ‘Tipping Point’ e gelince, herkesin can kulağı ile dinlediği bir kitap oldu. Kitabı özetleyecek olursak, ne oluyor da birşeyler bir anda kırılma noktasına geliyor veya kitabın da adı olan (TIPPING POINT) KIVILCIM nedir, nasıl birşeydir de, küçük bir kar tanesi oluyor size bir çığ!.Bu konuları aslında çok önemli değilmiş gibi görünen küçük detaylara bağlayan değişik korelasyonlara girmiş. Bizi etkileyen bir kitap oldu diyebilirm.
Bu kadar kitap konustuk ama hiç dedikodu yapmadınız mı veya başka birşey konuşmadınız mı diyebilirsiniz. Merak etmeyin kitap severiz ama öncelikle kadınız, iki arada bir derede Seher’den kakuleli kahveyi. Nükhet’ten Riyad maceralarını, Derya’dan 8 ülke gezmenin ne demek olduğunu öğrendik. Tabii iyi de dedikodu yaptık... :))
O gece öğrendik ki Dilek’in pasta alma nedeni, 21 Kasım’ın Sultans of Dubai’nin 2.doğumgünü olması imiş…ee biz de pastayı afiyetle yedik ve de tam aman ne guzel sanki 1001 Gece Masaları’ndayız, hava güzel, sohbet şahane derken Sultan’ların aklına televizyonda ki dizi ‘1001 Gece’ geldi böylece ayrılma vakti de gelmiş oldu. Yoğun bir iş gününün sonunda kararsız gittiğim bir buluşmadan acaip zevk alarak çıkmıştım.
Sevgili Moderaterminatörümüz Yonca’nın deyimiyle; Akıllarda kalacak, devamı istenecek bir gece idi..
Ve biz de devam ettik!!!
Zeynep Dogan